Türkiye ekonomisindeki daralma ve borç ödeme zorlukları, finansal göstergelerde alarm verici seviyeleri beraberinde getiriyor.
2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla karşılıksız çıkan çek tutarı 225 milyar TL'yi aşarken, protestolu senet tutarı 81 milyar TL'nin üzerine çıktı. İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı ise 2026 Ocak ayı başında 24 milyon 18 bine ulaşarak tarihi zirveye yaklaştı.
Bu veriler, 86 milyon nüfuslu ülkede her üç kişiden birinin icra takibinde olduğunu gösteriyor.
Adalet Bakanlığı ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, ekonomik sıkılaşma politikalarının reel sektör üzerindeki etkisi giderek derinleşiyor.
Karşılıksız çek istatistikleri
2025 yılı Kasım ayı itibarıyla ibraz edilen çekler arasında karşılıksız çıkanların tutarı 225 milyar TL'yi geçti. Bu rakam, önceki yıla göre önemli bir artışa işaret ediyor ve şirketlerin nakit akışı sorunlarını yansıtıyor.
TBB Risk Merkezi raporlarına göre, karşılıksız çek adedi de benzer bir yükseliş gösterdi ancak tutar bazındaki artış daha dikkat çekici. Bu durum, yüksek faiz oranları ve tedarik zinciri aksamalarının sonucu olarak değerlendiriliyor.
Ocak-Kasım 2025 döneminde karşılıksız çeklerin toplam tutarı, 2024'ün aynı dönemine kıyasla yüzde 50'ye yakın artış kaydetti. Uzmanlar, bu trendin 2026'da da devam edebileceğini belirterek, KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Protestolu senet istatistikleri
Protesto edilen senetlerde de benzer bir tablo hakim. 2025 Kasım sonu verilerine göre, protestolu senet tutarı 81 milyar TL'yi aştı. Bu, bireysel ve ticari borçlanmalardaki bozulmayı gösteriyor.
TBB verilerine göre, protesto edilen senet adedi yıllık bazda yüzde 30'un üzerinde artış gösterdi. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde senet kullanımının yaygınlaşması ve ödeme vadelerinin uzaması, bu rakamlardaki yükselişi tetikliyor. 2025 genelinde protestolu senetlerin toplam tutarı, önceki yıla göre rekor seviyeye ulaştı ve ekonomik güven endekslerindeki düşüşle paralellik arz ediyor.
İcra ve iflas dosyalarında durum
Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre, icra ve iflas dairelerindeki toplam dosya sayısı 2025 yılı sonunda 23 milyon 944 bine yükseldi. Bu rakam, 2025'te 1 milyon 688 bin yeni dosya eklenmesiyle elde edildi ve günlük ortalama 4 bin 691 dosya anlamına geliyor.
2026 yılı 12 Ocak itibarıyla ise dosya sayısı 24 milyon 18 bine çıktı. Bazı kaynaklara göre, 28 Aralık 2025 itibarıyla 24 milyon 205 bin 787'ye ulaşan dosya sayısı, yıl sonuna doğru 25 milyona yaklaştı. Bu artış, 2024 sonundaki 22 milyon 256 bin seviyeden yüzde 8-10'luk bir yükselişi temsil ediyor. İflas dosyaları ise toplam içinde daha küçük bir paya sahip olsa da, kurumsal iflaslarda da belirgin artış gözlemleniyor.
Nedeni sıkı para politikası
Bu göstergelerdeki yükselişin ana nedenleri arasında yüksek enflasyon, faiz oranlarındaki artış ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar yer alıyor. Sıkı para politikalarının reel sektöre yansıması, borç ödeme kapasitesini daraltıyor.
Bankaların takibe aldığı alacaklar da 2025'te 572 milyar TL'ye çıkarak iki katına ulaştı. Ekonomistler, bu durumun istihdamı olumsuz etkileyebileceğini ve iflas dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor. Özellikle KOBİ'ler ve bireysel borçlular en çok etkilenen kesim. Hükümetin borç yapılandırma ve destek paketleri gibi önlemler alması öneriliyor, ancak mevcut trendin tersine dönmesi için makroekonomik istikrar şart.
2026 yılında icra dosyalarındaki artış hızının yavaşlaması beklenmiyor aksine, kış aylarındaki enerji maliyetleri ve talep daralmasıyla daha da yükselebileceği öngörülüyor.
Uzmanlar, dijital takip sistemlerinin güçlendirilmesi, alternatif finansman araçlarının teşviki ve hukuki reformlarla sürecin hızlandırılmasını tavsiye ediyor. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne sererken, sürdürülebilir büyüme için acil adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.