Pestisitler; böcek öldürücüler (insektisit), yabancı ot öldürücüler (herbisit), mantar öldürücüler (fungusit) ve akar öldürücüler (akarisit) gibi farklı türlerde sınıflandırılıyor. Her biri tarımda hızlı sonuç verse de, toprağın doğal yapısını bozuyor ve su kaynaklarına karışarak ekosistemi tehdit ediyor.
Kullanım Miktarları
Türkiye'de pestisit kullanımı her yıl artış gösteriyor. 2022 verilerine göre toplam tarım ilacı kullanımı 55 bin tonun üzerine çıktı.
En büyük payı mantar öldürücüler alırken, onları yabancı ot ve böcek öldürücüler izledi. Bu rakamlar, tarımda kimyasal bağımlılığın giderek arttığını ortaya koyuyor.
Çevresel Etkiler
Pestisitler, sadece zararlı organizmaları değil, toprağın doğal mikroorganizmalarını da yok ediyor. Bu durum, uzun vadede tarım alanlarının verimliliğini düşürüyor.
Ayrıca yağmur ve sulama yoluyla yer altı sularına karışarak içme suyu kaynaklarını kirletiyor. Kuşlar, arılar ve diğer polinatör canlılar da pestisitlerden doğrudan etkileniyor.
İnsan Sağlığına Etkiler
Pestisit kalıntıları, tüketilen meyve ve sebzeler aracılığıyla insan vücuduna giriyor. Uzun süreli maruz kalma, hormonal bozukluklardan bağışıklık sistemi zayıflamasına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabiliyor.
Özellikle çocuklar ve hamileler bu kimyasallara karşı daha hassas kabul ediliyor.
Pestisitler, tarımda kısa vadeli çözümler sunsa da uzun vadede hem doğaya hem de insan sağlığına ağır bir bedel yüklemekte. Türkiye'de tarım politikalarının, kimyasal bağımlılığı azaltacak ve ekolojik dengeyi koruyacak alternatif yöntemlere yönelmesi gerektiği giderek daha açık hale geliyor. Organik tarım, biyolojik mücadele ve doğal gübreleme yöntemleri, hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyacak sürdürülebilir seçenekler olarak öne çıkıyor.